
SGK Havalı Yatak Ödemesi 2026
- 28.12.2025 18:17
2026 Kiralık hasta yatağı fiyatları, hasta karyolası kiralama rehberi ve en iyi havalı yatak modelleri burada...
İletişim
Evde hasta bakımı sürecinin en kritik ve zorlayıcı aşaması deri bütünlüğünün korunmasıdır. Tıbbi literatürde dekubitis ülseri olarak tanımlanan yatak yaraları, sadece deri yüzeyinde görülen basit bir zedelenme değil; hastanın bağışıklık sistemini, beslenme düzenini ve genel yaşam kalitesini doğrudan etkileyen sistemik bir sağlık sorunudur. Erken teşhis ve doğru ürün seçimi ile önlenebilen bu komplikasyon, profesyonel bir yaklaşım sergilenmediğinde hayati riskler barındıran enfeksiyonlara zemin hazırlayabilir. Bu rehberde, bası yarası süreçlerini evrelerinden tedavi yollarına kadar her detayla inceleyeceğiz.
Yatak yarası (bası yarası), deri ve deri altındaki yumuşak dokuların uzun süreli harici basınca maruz kalmasıyla oluşan kronik bir yaradır. Vücut ağırlığının yatak yüzeyi ile kemik çıkıntıları (özellikle kalça kemiği, topuk, dirsek, kuyruk sokumu) arasında sıkışması, o bölgedeki kılcal damarların kan akışını durdurur. Kanlanmanın (perfüzyon) kesilmesiyle dokular oksijensiz kalır ve hücresel düzeyde nekroz yani doku ölümü başlar. Bası yarası, deri üzerinde küçük bir leke gibi görünse de genellikle deri altında daha geniş bir alanı etkileyen, derinlemesine ilerleyen bir yıkım sürecidir.
Bası yarası gelişimi, doku mekaniğinin bozulmasıyla ortaya çıkar. Sağlıklı bir birey uykusunda bile istemsizce hareket ederek basıncı dağıtır. Ancak yatağa bağımlı veya hareket kısıtlılığı olan bireylerde bu doğal savunma mekanizması devre dışıdır. Yaklaşık 2 ile 4 saatlik kesintisiz basınç, dokuların geri dönülmez şekilde hasar alması için yeterlidir. Basınca ek olarak sürtünme ve derinin yatakta kaydırılmasıyla oluşan çekme kuvveti, derinin koruyucu bariyerini zayıflatarak yaranın açılma sürecini dramatik bir şekilde hızlandırır.
Yatak yarasının kökeninde "iskemi" yani dokunun kansız kalması yatar. Bu süreci tetikleyen üç temel fiziksel kuvvet mevcuttur:
Basınç: Dokunun kemik ve dış zemin arasında ezilmesi.
Sürtünme: Derinin çarşaf veya giysi yüzeylerine sürtünerek tahriş olması.
Makaslama Kuvveti: Hastanın yatakta yukarı çekilmesi sırasında deri sabit kalırken kemiğin hareket etmesi sonucu damarların yırtılması.
Bunlara ilaveten; yetersiz beslenme, düşük protein seviyesi (albümin düşüklüğü), diyabet, idrar kaçırma sonucu oluşan nemli ortam ve ileri yaş, deri direncini kıran yardımcı faktörlerdir.
Yatak Yarası (Bası Yarası) Kremi
Yatak yarası kremi, yaranın mevcut durumuna ve klinik evresine göre seçilmelidir. Açılmamış kızarıklıklarda (1. evre) amaç kan akışını uyarmak ve deri direncini artırmaktır. Açık yaralarda ise antibakteriyel koruma sağlayan, doku granülasyonunu (yenilenmesini) teşvik eden gümüş sülfadiazin veya yüksek yoğunluklu çinko içerikli kremler tercih edilir. Bu kremler, yara üzerinde suni bir bariyer oluşturarak dış mikropların girişini engellerken alt tabakada hücre bölünmesini destekler. Ancak, açık ve akıntılı yaralarda her krem kullanılmamalıdır; yanlış ürün seçimi iltihabı içeri hapsedebilir.
Yatak yarası doğrudan bir yaşam süresi belirleyicisi değildir; ancak hastanın genel kondisyonunun zayıfladığının en somut kanıtıdır. "Yatak yarası olan hasta ne kadar yaşar?" sorusunun yanıtı, yaranın bakım kalitesine ve enfeksiyon kontrolüne bağlıdır. Eğer yara 3. veya 4. evreye ulaşır ve tedavi edilmezse, sepsis (kan zehirlenmesi) gelişebilir. Sepsis tablosu çoklu organ yetmezliğine yol açarak ölümcül olabilir. Ancak profesyonel bakım, doğru protein desteği ve teknolojik (havalı yatak vb.) destek ile yara iyileşmesi sağlandığında yaşam süresi ve kalitesi belirgin şekilde artar.
Modern tıpta klasik pamuklu sargı bezlerinin yerini yatak yarası bantları (pansuman örtüleri) almıştır. Bu bantlar (hidrokolloid, köpük veya gümüş içerikli örtüler), yarayı dış etkenlerden tamamen izole ederken yaranın nem dengesini korur. Özellikle köpük (foam) pansumanlar, kemik çıkıntıları üzerinde ekstra bir tampon (yastıklama) yaparak basıncı emer. Bu bantların en büyük avantajı, yara yatağındaki fazla sıvıyı çekmesi ve 3 ile 5 gün arasında yara üzerinde kalabilmesidir. Böylece yara yüzeyi sürekli açılıp kapanarak travmaya uğramaz.
Bası yarası geliştirme riski en yüksek olan bireyler; felç (inme) geçiren hastalar, Alzheimer, Parkinson ve MS nedeniyle hareket yetisini kaybetmiş bireyler, yoğun bakım hastaları ve ileri yaşlılardır. Ayrıca diyabet hastaları, kan dolaşımı bozukluğu ve sinir hasarı (nöropati) nedeniyle acıyı hissedemedikleri için yarayı fark edemezler. Omurilik yaralanması olan kişilerde de duyu kaybı olduğu için yara sinsi bir şekilde derinleşebilir. Yetersiz beslenen ve çok zayıf olan bireylerde kemik çıkıntıları daha belirgin olduğundan risk daha da artar.
Yatak yarasını önlemek, tedavi etmekten çok daha kolay ve az maliyetlidir. Bası yarası önleme protokolü şu adımları içerir:
Pozisyon Değişimi: Hasta en geç 2 saatte bir sağa, sola veya sırt üstü çevrilmelidir.
Havalı Yatak Kullanımı: Statik basıncı kıran boru tipi havalı yataklar mutlaka kullanılmalıdır.
Deri Kontrolü: Günlük olarak kızarıklık takibi yapılmalıdır.
Beslenme: Yüksek proteinli, A, C ve E vitamininden zengin bir diyet uygulanmalıdır.
Nem ve Hijyen: Deri daima temiz ve kuru tutulmalı, idrar veya terle temas süresi minimuma indirilmelidir.
Yatak Yarası (Bası Yarası) için Bariyer Krem
Bariyer krem, derinin en üst tabakasında (epidermis) su geçirmez bir koruyucu katman oluşturur. Özellikle idrar, gaita veya terin asidik etkisinin deriyi yumuşatmasını (maserasyon) engeller. Çinko oksit veya silikon bazlı dimetikon içerikli bariyer kremler, sürtünmeye karşı direnç sağlar. Bu kremler yara henüz açılmadan (kızarıklık aşamasında) uygulandığında, deri bütünlüğünü koruyarak yaranın açık hale gelmesini engelleyen en güçlü savunma hattıdır.
Yatak yarası tedavisi sistematik bir klinik süreçtir. İlk adım, yaradaki basıncı tamamen kaldırmaktır; yara olan tarafın üzerine hasta kesinlikle yatırılmamalıdır. İkinci adımda, yaradaki ölü (nekrotik) dokular cerrah veya yara bakım hemşiresi tarafından temizlenmelidir (debridman). Üçüncü aşamada, yaraya uygun pansuman örtüleri ile nemli iyileşme ortamı sağlanır. Dördüncü adımda ise vücudun hücre onarım kapasitesini artırmak için medikal protein takviyeleri başlanır. Eğer enfeksiyon belirtisi varsa, doktor kontrolünde sistemik veya lokal antibiyotik tedavisi uygulanır.
Dünya genelinde bası yaraları, doku hasarının derinliğine göre 4 ana evrede sınıflandırılır:
| Evre | Klinik Görünüm | Hasar Derinliği |
| 1. Evre | Basmakla beyazlamayan kızarıklık | Sadece deri yüzeyi etkilenmiştir, deri bütünlüğü sağlamdır. |
| 2. Evre | Sıyrık, sığ çukur veya su kabarcığı | Derinin üst tabakası (epidermis/dermis) hasarlıdır. |
| 3. Evre | Derin bir çukur, sarı ölü doku | Deri altı yağ dokusuna kadar ilerlemiş hasardır. |
| 4. Evre | Kemik, kas veya tendon görünümü | Tam kat doku kaybı, ağır doku yıkımı mevcuttur. |
Hızlı iyileşmenin formülü protein + basınçsız ortam + nemli yara yatağıdır. Vücut doku üretebilmek için amino asitlere ihtiyaç duyar; dolayısıyla protein ağırlıklı beslenme (gerekiyorsa medikal mamalar) iyileşmeyi %50 hızlandırır. "Negatif basınçlı yara tedavisi" (VAC), yara yatağındaki fazla sıvıyı çekerek bölgeye kan akışını çeker ve iyileşmeyi belirgin şekilde uyarır. Gümüş iyonlu modern örtüler de bakteri yükünü sıfırlayarak doku yenilenmesine imkan tanır.
Kesinlikle tehlikelidir. Yatak yarası başlangıçta basit bir cilt hasarı gibi görünse de vücuda mikrop giriş kapısıdır. En büyük risk, enfeksiyonun kemik iliğine (osteomiyelit) yerleşmesi veya kana karışarak (sepsis) tüm vücuda yayılmasıdır. Sepsis, organların iflas etmesine neden olabilen ölümcül bir tablodur. Ayrıca derin yaralar, hastanın zaten zayıf olan savunma mekanizmasını tamamen çökerterek genel durumun hızla kötüleşmesine neden olur.
Vazelin, yoğun petrol türevi bir maddedir ve sağlam deriyi nemden korumak için bariyer görevi görebilir. Ancak açık yaralara vazelin sürülmemelidir. Vazelin gözenekleri tıkayarak yaranın nefes almasını engeller ve içeride ısı artışına neden olur; bu durum anaerobik bakterilerin üremesi için uygun ortam hazırlar. Açık yaralarda vazelin yerine medikal hidrojel örtüler veya uzman önerisi olan tedavi edici merhemler tercih edilmelidir.
Yatak yarasını teşhis etmenin en temel yolu görsel kontroldür. Kemik çıkıntısı üzerindeki kızarık bölgeye parmağınızla 3 saniye bastırın. Parmağınızı çektiğinizde deri beyazlamıyor ve kızarık kalıyorsa bu 1. evre bir bası yarasıdır. Ayrıca bölgede deri sertleşmesi, ısı artışı veya derinin mora yakın bir renk alması, deri altında hasarın başladığının net sinyalleridir. Derinin üzerindeki su toplamaları da (bül) yaranın açılmak üzere olduğunu gösterir.
Hareketsiz bir hastada yatak yarası sanıldığından çok daha hızlı oluşabilir. Tamamen hareketsiz ve beslenme bozukluğu olan bir bireyde, kesintisiz basınç altında doku hasarı 2 ila 6 saat içinde başlayabilir. Görünür bir deri değişikliği genellikle 24 saat içinde fark edilir. "Buzdağı etkisi" nedeniyle deri üzerinde küçük bir kızarıklık görüldüğünde, deri altında aslında geniş bir doku ölümü gerçekleşmiş olabilir. Bu sebeple riskli hastalar her 2 saatte bir pozisyon değiştirilirken kontrol edilmelidir.
Önleme süreci sistematik bir bakım gerektirir:
Havalı Yatak: Basınç noktalarını periyodik değiştiren boru tipi modeller kullanılmalı.
Pozisyon Takibi: Gece dahil olmak üzere 2 saatlik çevirme kuralına uyulmalı.
Hassas Temizlik: Deri sertçe ovulmamalı, tampon yapılarak temizlenmeli.
Bariyer Koruma: Kızarıklık riski olan yerlere bariyer kremler uygulanmalı.
Diyet: Özellikle sıvı tüketimi ve protein alımı en üst seviyeye çıkarılmalı.
Yatalak Hasta Neden Ölür?
Yatalak hastaların vefat nedenleri genellikle asıl tanıları (kanseri, felç vb.) değil, hareketsizliğin getirdiği komplikasyonlardır. En yaygın ölüm nedenleri arasında akciğer enfeksiyonu (zatürre), idrar yolu enfeksiyonu ve yatak yaralarından kaynaklanan sepsis bulunur. Yatak yarası vücudun en büyük kalkanı olan deriyi yok ederek dirençli hastane bakterilerinin kana karışmasına yol açar. Bu durum hastanın genel durumunu bozarak çoklu organ yetmezliğini tetikleyebilir.
Bu aşamada deri bütünlüğü bozulmamıştır ancak tehlike çanları çalmaktadır. Kemik çıkıntısı üzerinde basmakla beyazlamayan bir kızarıklık (eritem) vardır. Bölge ağrılı, ödemli veya çevre dokudan daha sıcak/soğuk hissedilebilir. Bu evre geri döndürülebilir bir aşamadır. Eğer basınç o bölgeden hemen uzaklaştırılır (pozisyon değiştirilir) ve deri bariyer kremlerle desteklenirse yara açılmadan iyileşme sağlanır. Bölgeye sert masaj yapmak damarları tamamen patlatabileceği için yasaktır.
Deri bütünlüğünün bozulduğu aşamadır. Karşımıza yüzeysel bir sıyrık, sığ bir krater veya içi sıvı dolu (patlamış veya sağlam) bir su kabarcığı şeklinde çıkar. Yara yatağı pembe-kırmızı renkli ve nemlidir. Bu evrede ölü doku (sarı/siyah tabaka) henüz oluşmamıştır. Tedavide amaç yarayı enfeksiyondan korumak ve nemli iyileşme ortamını sürdürmektir. Hidrokolloid bantlar bu evre için en etkili pansuman ürünüdür.
Tam kat doku kaybının gerçekleştiği evredir. Deri altı yağ dokusu (subkutan doku) görünür hale gelir ancak kas, kemik veya tendonlar henüz açığa çıkmamıştır. Yara derin bir çukur (krater) görünümündedir. Yara yatağında "slough" denilen sarı ölü doku birikintileri görülebilir. Bu aşamada yaranın altında tünelleşmeler (sinüs yolları) oluşabilir. Profesyonel debridman ve özel dolgu pansuman ürünleri kullanımı hayati öneme sahiptir.
Doku kaybı en derin seviyeye ulaşmıştır; kas dokusu, tendonlar veya doğrudan kemik yapısı görülebilir durumdadır. Genellikle yarada ağır bir koku ve akıntı mevcuttur. Kemik iltihabı (osteomiyelit) riski çok yüksektir. İyileşme süreci aylarca sürebilir ve pansumanın yanında genellikle cerrahi müdahale (flep cerrahisi) şarttır. Hastanın genel durumu bu evrede septik şoka girmeye meyillidir ve çok sıkı takip gerektirir.
Kullanıcı yorumları ve klinik gözlemler; kremlerin tek başına mucize yaratmadığını, asıl başarının basıncı kaldırmakla (havalı yatak ve pozisyon) ilgili olduğunu göstermektedir. Kullanıcılar, çinko oksitli bariyer kremlerin kızarıklık aşamasında yaranın açılmasını engellediğini; ancak açık yaralarda gümüş içerikli kremlerin iltihabı baskıladığını belirtmektedir. Genel kanı, kremin yaranın üzerine kalın bir tabaka halinde sürülüp bırakılmaması, her pansumanda nazikçe temizlenmesi gerektiğidir.
Tek bir "en iyi" marka yoktur, yaranın evresine göre en iyi seçenekler şunlardır:
Önleme (Kızarıklık) İçin: Sudocrem, Cavilon Bariyer Krem, Bepanthol Baby.
Yara İyileştirme İçin: Hametan, Madecassol (doktor gözetiminde), Fito.
Enfeksiyon Varsa: Silverdin, Bactroban, Fucidin.
Doku Yenileme İçin: Centella asiatica özlü ve kolajen bazlı medikal kremler.
Doktorunuz yaranın akıntısına ve rengine (kırmızı, sarı, siyah) bakarak en doğru seçimi yapacaktır.
Yatak Yarasına Hangi Krem Sürülür?
Yara üzerine sürülecek krem seçimi yara rengine göre yapılır:
Kızarık Deri (1. Evre): Bariyer kremler ve yoğun nemlendiriciler.
Sıyrık ve Islak Yara (2. Evre): Çinko oksitli koruyucular veya gümüşlü kremler.
İltihaplı/Sarı Yara (3. Evre): İltihabı çözen enzimatik kremler ve antibakteriyel merhemler.
Siyah/Kabuklu Yara: Kabuğu yumuşatan hidrojel kremler.
Kozmetik parfümlü vücut kremleri yara üzerine asla sürülmemelidir; pH dengesini bozarak hasarı artırır.
Yatak Yarası (Bası Yarası) Öldürür mü?
Maalesef yatak yarası dolaylı yoldan ölümcüldür. 4. evreye ulaşmış geniş bası yaraları, vücudun su ve protein dengesini altüst eder. Ancak asıl ölümcül olan septik şoktur. Yaradan giren bakteriler kemik iliğine (osteomiyelit) yerleşebilir veya kan dolaşımına karışarak tüm organ sistemlerini felç edebilir. Bağışıklığı düşük, yaşlı ve kronik hastalıklı bireylerde kontrol altına alınamayan bir yatak yarası, çok hızlı bir şekilde ölümcül bir tabloya dönüşebilir.
Yatak yarası sadece kuyruk sokumunda mı olur?
Hayır. Yatak yarası vücudun basınç gören her noktasında oluşabilir. Kuyruk sokumu (sakrum) en yaygın bölge olsa da; topuklar, kalça kemikleri, dirsekler, kürek kemikleri, dizlerin birbirine değen kısımları, kulak arkası ve hatta oksijen maskesi kullananlarda burun üzerinde dahi gelişebilir. Temel kural, kemik ile sert bir yüzey arasında kalan her doku risk altındadır.
Evet, çıkabilir. Örneğin tekerlekli sandalye kullanan bireylerde oturma bölgesinde "oturma yaraları" (iskial ülserler) sıkça görülür. Alçıya alınmış bir bacakta alçının fazla sıktığı yerlerde veya uzun süren ameliyatlar sırasında sabit kalan hastalarda da bası yarası gelişebilir. Önemli olan yatağa bağımlılık değil, doku üzerindeki kesintisiz baskıdır.
Kesinlikle evet. Havalı yataklar (özellikle boru tipi modeller) basıncı dağıtmak için harika birer yardımcıdır ancak asla %100 koruma sağlamazlar. Havalı yatağın sağladığı mikro hareketlilik, hastanın 2 saatte bir manuel olarak sağa veya sola çevrilmesinin (makro hareketlilik) yerini tutamaz. En iyi sonuç bu iki yöntemin senkronize edilmesiyle alınır.
Yara iyileşmesi protein odaklı bir süreçtir. Eğer hastanın kanındaki albümin ve protein seviyeleri düşükse vücut yeni doku üretemez. Yatak yarası olan hastalar vücutlarındaki proteini açık yaradan sıvı şeklinde kaybederler. Bu yüzden yüksek proteinli beslenme ve amino asit takviyeleri iyileşme hızını doğrudan belirleyen temel yakıttır.
Eski bir alışkanlık olan tentürdiyot (batikon) veya alkol kullanımı, günümüz yara bakım standartlarında açık yaralar için yasaklanmıştır. Bu maddeler "sitotoksik"tir; yani sadece mikropları değil, yaranın iyileşmesini sağlayacak olan sağlıklı yeni hücreleri de öldürürler. Bu da yaranın kapanmasını durdurur. Temizlik için sadece izotonik sodyum klorür kullanılmalıdır.
Hayır, bu çok yaygın bir yanlıştır. Yatak yarasındaki siyah doku (eskar), ölü dokudur. İyileşme belirtisi olan doku "pembe-kırmızı" renkli canlı dokudur (granülasyon). Siyah kabuk, alttaki enfeksiyonu gizleyen bir kapak görevi görür. Bu ölü doku cerrahi olarak temizlenmeden yaranın iyileşmesi teknik olarak mümkün değildir.
Kızarmış bir bölgeye kan akışını hızlandırmak düşüncesiyle masaj yapmak son derece tehlikelidir. 1. evre bası yaralarında kılcal damarlar zaten basınçtan zarar görmüş durumdadır. O bölgeye sert masaj uygulamak, zayıflamış damarların tamamen patlamasına ve deri altı kanamalarına yol açarak hasarı geri dönülemez şekilde derinleştirir.
Evet. Yatağa bağımlı hastalar için çarşafın gergin ve kırışıksız olması hayatidir. Küçük bir çarşaf katlanması bile saatlerce o bölgeye baskı uygulayarak deride "makaslama" etkisi yaratır. Kırışıklıklar deriyi tahriş ederek yaranın başlaması için gereken fiziksel tetikleyiciyi oluşturur. Çarşaf daima pamuklu ve gergin tutulmalıdır.
VAC tedavisi, derin ve akıntılı yaralarda kullanılan negatif basınçlı bir sistemdir. Yaranın üzerine özel bir sünger yerleştirilir ve bir cihaz yardımıyla yara yatağındaki fazla sıvı çekilir. Bu vakum etkisi bölgedeki kan akışını artırır ve yara dudaklarını birbirine yaklaştırarak kapanmayı hızlandırır. Genellikle 3. ve 4. evre ağır yaralarda iyileşmeyi belirgin şekilde başlatır.
Diyabet hastalarında kan şekeri yüksekliği damarların yapısını bozarak dokulara giden oksijeni azaltır. Ayrıca yüksek şeker, bakterilerin üremesi için mükemmel bir ortamdır. Şeker hastalarında bağışıklık sistemi daha yavaş tepki verdiği için enfeksiyon kontrolü zordur ve hücre yenilenmesi sağlıklı bireylere göre çok daha yavaş gerçekleşir.
Eğer genel bir enfeksiyon (grip vb.) yoksa, ateş genellikle yara bölgesindeki enfeksiyonun kana karıştığının (sepsis) veya kemik iltihabının (osteomiyelit) habercisidir. Bu durum acil medikal müdahale gerektirir. Yaradaki enfeksiyon lokal olmaktan çıkıp sistemik bir boyuta ulaştığında hastanın genel durumu hızla bozulabilir.
Kantaron yağı hücre yenileyici özelliğiyle bilinir ancak 2., 3. ve 4. evre gibi "açık" yaralarda kantaron yağının sterilitesi garanti edilemez. Açık yaraya steril olmayan bir madde sürmek enfeksiyon riskini artırır. Ancak deri henüz açılmamışken (1. evre) cildi nemlendirmek için doktor onayıyla ve sadece güvenilir markalarla kullanılabilir.
İdrar kaçırma (inkontinans) olan hastalarda derinin sürekli ıslak kalması bası yarasını tetikler. Sonda kullanımı derinin kuru kalmasını sağladığı için dolaylı bir koruma sunar. Ancak sondayla birlikte hijyen sağlanmazsa bu kez idrar yolu enfeksiyonu riski doğar. Yara kuyruk sokumu bölgesindeyse idrarla teması kesmek için sonda kullanımı iyileşmeyi hızlandırır.
Hissiyatı olan hastalarda 1. ve 2. evre yaralar oldukça ağrılı ve sızılıdır. Ancak 3. ve 4. evrelerde sinir uçları da hasar gördüğü için yaranın tam merkezinde ağrı hissedilmeyebilir; sadece yara kenarları aşırı ağrılı olabilir. Omurilik yaralanmalı hastalar hiçbir acı hissetmedikleri için yarayı fark edemezler, bu da yaranın sinsi ilerlemesine neden olur.
Serum fizyolojik (izotonik sodyum klorür), vücut sıvılarının pH değeri ve yoğunluğuyla tam uyumludur. Yarayı temizlerken yeni oluşan hassas dokulara zarar vermez, onları kurutmaz veya yakmaz. Mekanik olarak yara üzerindeki kalıntıları ve bakterileri uzaklaştırırken biyolojik dengeyi koruyan en güvenli yıkama solüsyonudur.
Sarı tabaka genellikle iltihap (püy) ile karıştırılır ancak çoğu zaman ölü doku artıkları ve fibrin birikintisidir. Bu tabaka yaranın derinleşmesine neden olur ve iyileşmeyi durdurur. Bu sarı tabakanın temizlenmesi gerekir; ancak bu temizlik mutlaka bir sağlık profesyoneli tarafından uygun dezenfektanlar veya jellerle yapılmalıdır.
Eğer yara 4. evreye ulaşmışsa, kemik ve kaslar açığa çıkmışsa ve aylarca süren pansuman tedavisine cevap vermiyorsa cerrahi düşünülür. Plastik cerrahi tarafından yapılan "flep" operasyonuyla vücudun başka bir yerinden damarlı doku kaydırılarak yara kapatılır. Ameliyat sonrası bakım hatası yapılırsa yeni doku da hızla ölebilir.
Kuru deri basınca karşı dayanıksızdır, kolayca çatlar ve yırtılır. Deriyi elastik tutmak basınca karşı direnci artırır. Bu nedenle risk altındaki hastaların vücudu her gün uygun medikal losyonlarla nemlendirilmelidir. Ancak parmak araları veya kasık gibi bölgeler fazla nemlendirilip ıslak bırakılmamalıdır; aksi halde deri pişer (maserasyon).
Sanılanın aksine "simit minder" kullanımı tehlikeli olabilir. Simit kuyruk sokumundaki basıncı kaldırır gibi görünse de minderin temas ettiği halka şeklindeki bölgeye aşırı basınç bindirir. Bu da kanın yara merkezine ulaşmasını engelleyen bir "turnike etkisi" yaratır. Bunun yerine basıncı tüm yüzeye eşit dağıtan hava hücreli minderler kullanılmalıdır.
Deri görsel olarak kapansa da o bölge hayat boyu "riskli" kalır. İyileşen doku (skar dokusu), orijinal deri kadar sağlam ve kanlanması iyi olan bir doku değildir. Eskiden yara olan bir yer yeni bir basınca karşı normal deriden %30 daha dayanıksızdır. Bu yüzden yara kapandıktan sonra da o bölgeye bariyer krem sürmek ve basıncı kontrol etmek mecburidir.
Kaynak: Zeki Ersin Yıldırım
Uzman ekibimizle görüşün ve ihtiyaçlarınız için profesyonel tavsiyeler alın.
Whatsapp Bilgi Al